Birinin Benden Hoşlandığını Nasıl Anlarım?
Kayseri’nin soğuk bir kış günüydü, öyle soğuk ki burnumda beyaz bir dumanın yükseldiğini hissettim. Hava kara kesilmişti ve ben, her günkü gibi kafamda onca düşünceyle, yürürken bir yandan da içimden “Ya, acaba o da benim gibi hissediyor mu?” sorusunu tekrar tekrar soruyordum. Bunu yazıya dökmek, başkalarına bir şey anlatmak belki de bana bir şekilde rahatlama getirecekti. Ama şimdi, düşündükçe, gerçekten birinin benden hoşlandığını nasıl anlayabilirim sorusu, hem heyecan verici hem de kafa karıştırıcı bir hal almıştı.
Bir Anlık Bakış ve Göz Teması
Herkesin hayatta bir dönüm noktası vardır, değil mi? Bazen o dönüm noktasını fark etmek için yıllar geçer, bazen de sadece bir bakış, bir anlık bir göz temasıyla her şeyin değiştiğini hissedersiniz. İşte, o gün, okuldan çıkarken, kafede oturan Cemre’yi gördüm. Cemre, okuldaki en sessiz kızlardan biriydi. Neşeli, enerjik biri değildi, ama bir şekilde her zaman bir ilgisi olduğunu hissederdim. O an kafeye girdiğimde gözlerimiz karşılaştı ve bir saniye boyunca birbirimize bakakaldık. Ne garip bir şeydi o bakış. Sanki gözlerimiz konuşuyordu, kelimelere ihtiyaç yoktu. Ama sonra hemen gözlerini kaçırdı, ama o bakışı hala unutamam.
O anda içimden bir kıvılcım çaktı. “Benden hoşlanıyor olabilir mi?” diye düşündüm. Göz teması… Göz teması. Bazen insanlar, bilerek ya da farkında olmadan, duyduklarını ya da hissettiklerini gözleriyle anlatır. Cemre’nin bakışları bana bir şey söylüyordu, ama ne? Hızla kafamı başka şeylerle meşgul etmeye çalıştım ama içimdeki ses “Hayır, hayır, bir şeyler var!” diyordu. O bakış… Ama ne demekti bu? Hoşlanmak mı? Yani o gerçekten benden hoşlanıyor muydu? İnsanın kafasında bu sorular dönerken, hemen bir karar veremiyor. Hayal kırıklığına uğramaktan korkuyorum.
Konuşmaların Ardındaki Anlamlar
Ertesi gün okula gittiğimde, Cemre’nin yine yanımda olduğunu fark ettim. Sınıfın en köşe sırasına oturmuştu, ama bana doğru kayarak yerini değiştirdi. İlk başta, bu durum sadece bir tesadüf gibi görünüyordu ama birkaç dakika sonra onun bana doğru, gerçekten bana doğru bakarak gülümsediğini fark ettim. Gözlerindeki o hafif merak ve göz çevresindeki ufak kırışıklıklar… O an bir şey hissettim, ama neydi? Gerçekten sadece kibar bir gülümseme miydi? Ya da belki de o gülümseme, içten içe, beni test etmek için bir şekilde yapılmış bir hareketti.
Bazen bir insanın yaptığı küçük bir hareket, başka birine olan ilgisini yansıtır. Cemre’nin bana sürekli doğru bakması, yavaşça yer değiştirmesi, sohbet etmeye başladığımızda da bana her defasında daha fazla soru sorması, onun ilgisini fark etmeme yetiyordu. Ama hala emin olamıyordum. Bu kadar ince ve karmaşık bir duygu, gerçekten de birinin bana olan ilgisini göstermeye yeter miydi? Bu kadar karmaşık mıydı gerçekten? Kendimi sürekli bu düşüncelerle boğuyordum. Ne kadar heyecanlı, aynı zamanda o kadar da hayal kırıklığına uğramıştım. Ne olduğunu anlamadım, kalbim her an hızla çarpıyor, zihnim ise karmaşıklaşan duygularla doluyordu.
O Akşam Konuşmak
Bir gün, okuldaki öğle tatilinde, Cemre ile yalnız kalmıştık. Sınıfın geri kalanında kimse yoktu ve biz, koridorda yürürken o an her şey değişti. Cemre bana dönüp bir soru sordu: “Yani, hiç merak etmedin mi, neden bazen insanlar birbirlerinin yanında daha fazla vakit geçirmek ister?” O an, sanki kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu. Bu kadar basit bir soru sormak, ama bu kadar derin bir anlam taşıyabilir miydi? İçimden, “Hayır, Cemre, ben kesinlikle hiç merak etmedim…” dedim, ama yüzümdeki gülümseme ve kalbimdeki çırpınmalar, her şeyin tam tersini söylüyordu.
Bu konuşma… İşte o an kesinlikle bir şeyler vardı. Cemre gerçekten de bana ilgi duyuyor olabilir miydi? Ve eğer öyleyse, bu ne kadar gerçekti? Ben mi bir şeyleri fazla abartıyordum, yoksa o da gerçekten benden hoşlanıyor muydu? Bir anlığına, bir dakika boyunca aramızdaki sessizlikte, her şeyin farkına varmıştım. Şu an, gerçekten de biri benden hoşlanıyorsa, bunu anlamanın tek yolu bir adım atmaktı. Ama ya o adımı atmazsam? Ya o adım attığında her şey kötü giderse?
Sonunda Gerçekleşen Konuşma
Bir hafta sonra, okul çıkışında Cemre ile yan yana yürüyorduk. Yavaşça yürüyen adımlarımızda bir şeyler vardı. Hızla birbirimize yaklaşmıştık, neredeyse yan yana yürüyorduk ve bu, her şeyin farkına varmamı sağladı. Cemre bana döndü ve dedi ki: “Biliyor musun, son zamanlarda sana yakın hissettiğimi fark ettim. Bir şeyler var sanki…” O an içimden bir rahatlama hissi geçti. Hayal kırıklığım kayboldu, yerine bir umut ışığı doğdu. O cümleyi duyduğumda, “Evet, evet, beni seviyor olabilir!” diye düşündüm. İşte o an anladım: Evet, o benden hoşlanıyordu, ama bunu biraz da, “Benim duygularım da doğru mu?” diye kendimi sorguladım.
Belki de bazen cevabı aradığımızda, tek yapmamız gereken biraz cesaretle bir adım atmaktır. Çünkü bazen birinin gerçekten hoşlanıp hoşlanmadığını anlamanın tek yolu, kendinize bu soruyu sormak ve cevabını cesaretle almak, o anı yaşamak.